Dini bilgiler
Efendimiz (sas)
Evlilik
Çocuğum
Ailemi Seviyorum
Dr. Bilge
Sağlık
Eğitim
Kıssadan Hisse
Kadın ve Sağlık
Portreler
Beslenme
Editör
Hayatın İçinden
Bir Teklif
Kısa Kısa
Dekorasyon
Kitap
İnternet
Dr. Can
Hac
Kurban
Yarıyıl Tatili
Özel Dosyalar
Anne Baba Okulu
Anaokulu Rehberi
Çocuk ve İnternet
Gurbet Mahkûmları
Avrupa ve İslam
Anneler Günü
Babalar Günü
Fatih S. Mehmed
Ergen Okulu
Mevlana
Çanakkale Destanı
Okur Mektubu
Arşiv

Okurlarımız 'annelerini' anlatıyor
Anneler: Melek yüzlüler

Rabbimiz bir müminin, anne-babasına, eziyet şöyle dursun onlara iyilikte bulunması, şefkat yüklü sözcüklerle hitap etmesi gerektiğini emretmektedir.

Ancak, her türlü fedakârlığı yaptığı halde yalnızlığa itilmiş, sahipsiz, gözü yaşlı anne-babalarla sıkça karşılaşıyoruz. Göz yaşlarının, terk edilmişliğin oluşturduğu bu hicran tabloları vicdanlarımızı derinden yaralıyor. Oysa bu tabloları, huzur ve mutluluk, fedakârlık ve sabır, merhamet ve hoşgörü süslemelidir. Bu amaçla yaptığımız çağrıya cevap veren ve bizi güzel mesajlarıyla gözyaşlarına boğan okurlarımıza teşekkürü bir borç biliyoruz. AİLEM


Dualarıyla iyileştim

Altı yaşlarındaydım ve çok hastaydım. Gece yarısı bronşit olduğum için nefes almakta zorlanıyordum. İlaçlarım bitmişti ve evde babam da yoktu. Annem beni kucağına aldı ve öyle bir ağlayıp dua etti ki hâlâ kulaklarımda. Anneme balkona çıkmak istiyorum dedim. Balkonda beyaz bir salıncağımız vardı. Onun üstüne yatmak istedim. Annem yatırdı, üzerimi örttü ve sabaha kadar başımda bekledi. Onun duasıyla iyileştim hemen. Ama ne ben ne de annem o günü hiç unutmadık. Annemle öyle günler geçirdik ki ben onun sırdaşı, dayanağı oldum. Anneciğim seni çok seviyorum bana hakkını helal et. Nazan Deniz


Annemi özlüyorum

Annemi 7 yaşımdayken kaybettim, siz siz olun annenizin kıymetini çok ama çok iyi bilin. Yaşım 21 annemi şimdi daha çok arıyorum. Allah ona rahmet eylesin. Çelik Şahin


Hakkını ödeyemem

Her canlının en büyük ihtiyacı sevgi ve şefkattir. Annemin hakkını ödeyemem: Bunu hayatımın her aşamasında bana yaşattığı için. Dünyaya yeni geldiğim dönemlerde gözlerime bakıp sevgi dolu şiirler yazdığı için. Aldığım başarılarda olduğu gibi yenilgilerde de yanımda olduğu için. En sıkıntılı anımda ellerimi tutup, “Unutma bebeğim, her gecenin bir sabahı vardır ve gecenin en karanlık olduğu zaman güneşin doğmaya en yakın olduğu zamandır” deyip tekrar hayata tutunmamı sağladığı için.

Bu dünyanın geçici olduğunu, gerçek yurdumuzun ahiret olup ona göre çalışmamız gerektiğini, Allah ve Resulü’nün en sevgili olduğunu yaşayarak gösterdiği için. Hayatında yaşadığı bütün zorluklara ve olumsuzluklara rağmen yüzünden tatlı gülümsemeyi eksik etmediği için.

Sıcacık, bacasından sevgi, çorbasından şükür tüten bir evde yaşamamızı sağladığı için.

Öğretmenliğimin ilk günü beni karşısına alıp “Öğretmenlik sevgi işidir, sabır işidir. Öğrencilerinin kalbini incinsen dahi asla incitmemelisin” deyip öğrencilerimle sevgi dolu bir ilişki kurmamı sağladığı için. Mutlu bir evlilik kurmak için gerekli olan paylaşma, hoşgörü, sevgi ve saygı gibi erdemleri öğrettiği ve eşimi de oğlu gibi sevdiği için. Anne olmaya hazırlandığım şu günlerde; dünyanın bir ucunda gözünden uzak olsam da gönlünden uzak olmadığımı bana sürekli hissettirdiği ve şimdiden çok sevgi dolu bir anneanne olduğu için.

Ve o gül yüzüne her baktığımda “Çok şükür Rabb’im bana böyle bir anne nasip ettin” diyerek şükretmeme vesile olduğu için. Burcu Özlü


Ha gül, ha annem

Babam emekli olduğunda memleketimize taşındık. Önceki evimiz kaloriferliydi. Gül kokulu annem mide rahatsızlığı olmasına rağmen her sabah erkenden kalkar sobayı yakar, kahvaltımı hazırlar ve beni balkondan yolcu etmeden yatmazdı. Üniversiteyi kazanıp Trabzon’a gittiğimde annemin kıymetini daha iyi anladım. Annemin ve babamın hakkını ömrüm boyunca onlara hizmet etsem ödeyemem. Bir emekli maaşıyla üniversitede çocuk okutmak oldukça zor. Onlar bunu bana hiç yansıtmadılar. Trabzon’a annemle gelmiştim. Kalacağımız eve gittik ve annem her şeyimi özenle yerleştirdi. Sonunda ayrılık vakti gelmişti, biraz hüzünlü bir uğurlamanın ardından annemi yolcu ettim. Annem eve gittiğinde aradı. Otobüste giderken denizin ortasında tek başına duran bir kuş gördüğünü, beni ona benzettiğini ve ‘kızımı aynı bu kuş gibi tek başına orada bıraktım’ diye ağladığını söyledi. İşte anneler böyle bir yüreğe sahip. Çocukları ne kadar da büyüseler onlar için küçük bir kuştan farkları yok. Anneler ve babalar Rabbimin bize verdiği en güzel emanetler. Onlara saygı ve sevgide kusur etmeyelim; Kırdığımızda gidip özür dileyerek gönüllerini alalım. Onlar gittikten sonra ah vah dememizin hiç ama hiçbir önemi yok. Ayşe Gökçe Kaya


Sabırla örülen kazaklar

Hani babam beni maddi sıkıntıdan dolayı liseye yazdırmak istememişti. Ben sesimi çıkaramamıştım. Ama sen başına gelecek tüm sıkıntıları bile bile babamla benim arama girdin. Önce babama döndün: “Bey! Ben bu çocuğu tek başıma okutacağım. Gerekirse gece uyumayacağım kazak örüp satacağım. Daha fazla süt satmak için ineği güdeceğim. Tarlalarda imecelere gideceğim, fındık amelesi olacağım. Ne olur bey yeter ki sen izin ver!” demiştin. Sonra bana dönmüştün, aynı sözleri bu sefer bana moral vermek için söylemiş ve “Oğlum sen canını sıkma ve okumana bak, arkanda Allah ve ben varım” demiştin. Dediklerini de aynen yapmıştın. Kaç gece seni kazak örerken gördüm, daha biz kalkmadan kimin tarlasına gidiyordun anne? Anne, bizim ineği besleyecek kadar arazimiz yoktu. Sen ineği nasıl besliyordun ki? Ben bunu çok sonra anladım. Meğer sen ineğimizin o gün beslenmesi karşılığında tarlalarda çalışıyormuşsun. Şaşıyorum; tüm bu yoğunluğuna rağmen nerelere gittiğimi, kimlerle arkadaşlık ettiğimi nereden biliyordun anne? Anneciğim, biliyorsun ki evliliğim, hayatımın en isabetli kararıdır. Eğitim hayatım devam ederken üniversite öncesi tüm sıkıntı ve tepkilere rağmen sen nasıl buna inandın?.. İşsiz bir üniversite öğrencisini evlendirerek nasıl bu yükü sırtına aldın? Artık kendi ihtiyacımı fazlasıyla görüyorum, çünkü kanaati senden öğrendim. Yaşatmak için yaşamayı, fedakarlığı, sabrı hep sen yaşayarak gösterdin. Ama ne olur anne yeter artık… Bak, kardeşim ebe, ben öğretmen oldum. İneğin sütünü gözleme artık. Duyuyorum, bazen yine kazak örüyormuşsun. O zor gören gözlerini yorma artık. Cennet senin duanda saklı. Bizlere dua et yeter… Murat Yıldırım/Ordu


Kar altında 3 saat

Yıl 1978. Doğu Anadolu’nun uzak köylerinden birinde yaşıyorduk. Kışları çok sert geçerdi, kar yüzünden kapıdan bile çıkamazdık. Böyle bir zamanda ben çok hastalanmıştım. Annem sabahlara kadar başımdan ayrılamıyordu. Sirkeli bez ıslatıp ateşimi düşürmeye çalışıyordu. Ama ne mümkün. Babam Almanya’da gurbetteydi. Hastalığımın 3. günü hastalığım iyice şiddetlenip ateşten sayıklamaya başlayınca annem, komşularla görüşüp beni 3 saat uzaklıktaki kasabaya götürmeye karar verdi. Tipi içinde yola koyulduk. Beni battaniyeye sarmışlardı, kızaktaydım. Canım annemin yüz ifadelerini, nefes alıp verirken ağzından çıkan o buharı hayatım boyunca unutamam. Doktor muayene ettikten sonra zatürre başlangıcı olduğunu ve iyi ki getirdiklerini söyleyip ilaçlarımızı yazdı. Ateşim düşmüştü. Annemin yüzüne renk geldi. Yavrusu artık sayıklamıyor, normal konuşuyordu. Dünyalar onun olmuştu sanki, çektiği eziyeti unutmuştu bile. İşte ben de bu yüzden onların haklarını asla ödeyemeyiz diyorum. Lütfen anneleri sağ olanlar onların kıymetini bilin, kaybettikten sonra ‘keşke’lerin faydası yok. Selam ve duayla... Sinan Aydar


Hiç ödeşmek olur mu?

Acaba hayırlı bir evlat olarak mı ödeyeyim hakkımı yoksa ona dua ederek mi? Vefat edeli 25 yıl oldu… Bense 29’umdayım. Ne çocuğuma bu senin babaannen diyeceğim biri, ne de dizine yatıp sığınabileceğim biri var. Mekanın cennet olsun, anneciğim. Ramazan Sarı, Akhisar


Annem, sığınağım

2007 Kurban bayramı arife gecesi Arafat’tayız. Çöl gecesinin soğuğu içimize işliyor. Ve ben hastayım. Üzerimize bir şeyler aldıysak da soğuğa fayda etmiyor. Aldığım ilacın etkisiyle uyuyakalmışım. Uyandığımda sanki yanımda beni ısıtan bir soba varmış gibi ısınmıştım. Annem kendi üzerindekileri de üzerime örtmüş ve bana soğuk gelmesin diye arkama yatmıştı. O sabah annem bana yaptığı fedakârlıktan sonra hastalığı kendi üzerine aldı. Ve çok kötü hastalandı. Canım annem hayatını bize adadın. Rabbim de sana rahmetiyle muamele etsin. Amin. Şule Sarıcı, Adıyaman


O bana hiç of demedi!

Şimdi geçmişi daha iyi anlayabiliyorum. Hasta olduğum zaman başımdan ayrılmazdı. Ders çalışırken hep yardım ederdi. Biz çok üzsek bile hiç “of” bile demezdi. Şimdi daha iyi anlayabiliyorum her şeyi. O bize hiç of demedi şefkat ile büyüttü. Ben sana nasıl “of” derim anneciğim. Senin hakkını nasıl öderim, hakkını helal et anacığım. Alpay, Erzurum


Asla ödeyemem

Babam ben 14 yaşındayken vefat etti bir de zihinsel özürlü kardeşim var. İkimize birden baktı, hem anne hem baba hem de arkadaş oldu. Hakkını helal et güzeller güzeli annem. Hacer Gölünç


O hâlâ bizlerle

Üniversite 4. sınıf öğrencisiyim. Annemin tek kızıyım. Çocuklarının üzerine titrerdi, herkes bilirdi ki onun için varsa yoksa çocuklarıydı. Bu yıl mezuniyetime gelecekti; ama olmadı geçen yıl bu zamanlarda kaybettim annemi. Derginizdeki ‘annemin hakkını ödeyemem’ yazısını görünce anneme olan sevgi ve özlemimi sizlerle paylaşmak istedim. Vefatından sonra ilk gittiğimde o yine rüyamdaydı ve yalnızlığımı hissettirmedi. Namaz kılıyordu, namazını selamlayıp ‘kızım sabah kalkınca hırkanı giy, bak kapının arkasında’ dedi. Mezuniyetim için öyle güzel hayallerim vardı ki. Annem gidince o hayallerim de suya düştü sandım; ama o geceden sonra anladım ki annem hâlâ bizlerle, çocuklarıyla. Annem, her gece okuduğum Kur’an-ı Kerim hediyem inşallah ulaşıyordur sana. Seni ağabeyim de kardeşim de çok özledik. Ne yapsak da hakkını ödeyemeyiz. Mekânın cennet olsun, güzel annem. Nagehan Ağı


Hem öksüz, hem yetimim

Annem ben 1,5 yaşındayken babamı kaybetmiş ve ondan sonra ben ezilirim diye evlenmemiş. Zor bir çocukluğum oldu haftanın beş günü beni doktora taşıdığı oldu, kısacası annem hayatımın her döneminde yanımda oldu ta ki ecel gelip onu benden ayırıncaya kadar. Şimdi anneciğimi çok özlüyorum. Önceden her gün beni arardı, hele bir de hasta ya da üzgünsem günde birkaç defa arar bana moral verirdi. Doğum günlerimi hiç unutmaz beni çok mutlu ederdi. Şimdi onu özlemediğim bir günüm yok. Verdiği öğütleri, güzel sözlerini uygulamaya çalışıyorum. Rabb’imden tek duam anneciğimin kabrini cennetten bir köşeye çevirmesi, onu cenneti seyreden kullarından eylemesini dilerim. İmzasız


48 saat

6 yaşındaydım, çok yaramazdım. Bir gün hastalandım. İki gece hastanede kalmışım müşahede altında. Ateşim 40’ın üstünde ve ağzımdan köpükler çıkıyormuş, tabii ben hiçbirini hatırlamıyorum. Dizimden de bir iğne yapmışlar ve kendime geldiğimde annem başımdaydı ve kocaman sarıldım ona. İki geceden beri uykusuz bir şekilde başımda beklemiş. İlaçlarımı vermiş, ateşimi ölçmüş. İşte, annelik duygusu bu olsa gerek? Buradan tüm annelere ve anne adaylarına sevgiler... Ceyda IŞIK


Tevekküllü ve vakur

Gecenin en karanlık saatlerinde, hani hiç ummadığınız bir anda, gelip aldı mı ölüm meleği en sevdiğinizi, alıp götürdü mü En Sevilen’e? Durdu o an zaman, ne olduğunu anlayamadan, ne yapacağını bilmeden aklıma ilk gelen namaz kılmak oldu. Onun için namaz kılmak. Sanki etrafta kimse kalmadı, sanki dünya boşaldı, belki yanlıştı birini bu kadar sevmek, o biri baba da olsa. Sonra birine takıldı gözüm yaşlarla boğulurken, orada köşede benim gibi çok sevdiği için ağlayan sessiz biri daha vardı. O da üzgündü, o da kırgındı; ama benim gibi miydi ya? Ağlarken bile sessiz, isyansız, tevekküllü ve vakur. Anladım o zaman işte analık bu! En ağır imtihanlarda bile Allah’ı (cc) hatırlatmak yavrularına. Üzülün, ağlayın; ama isyan etmek yok Yaradan’a! Etmedim annem isyan etmedim. Sözünden çıkmadım ve senin hayatta olduğun her an için şükrettim Rabb’ime, ona uzun ömür ver diye dua ettim. Şimdi evliyim, senin gibi ben de anayım. Sen de dua et hep bana evlatlarıma örnek bir Müslüman olayım. Hayırlı bir ana olayım. Seni çok özlüyorum babacığım! Seni çok seviyorum anneciğim! Emel Kelem


Fedakârlık timsali

Üniversiteyi canım annem sayesinde okudum ve bitirdim. O olmasa sınavı kazandığım halde okuyamayacaktım; ama canım annem sağ olsun bana hiçbir şey hissettirmeden 5 yıl beni okuttu ve okulu bitirmem için kendinden fedâkarlık yapıp işe başladı, bunu okulu bitirene kadar bana söylemedi. Ta ki okul bitti ben o zaman öğrendim. Annelik fedakârlık ister ve bütün anneler bir melektir. Bu yüzden de hadiste öyle demiyor mu ‘Cennet annelerin ayakları altındadır.’ diye? Atay, Ankara


Merhabalar. . .

Anne olmak! Bir bebeği dünyaya getirirken, onunla birlikte bir daha doğmak. Anne olunca tanıştı kalbim ürkeklikle. Anne olunca hassas oldu, bir o kadar da kırılgan. Kaybetme korkusunu o zaman tattı ruhum ilk defa. Ve âşık olmak neymiş, o zaman anladı. Annem hemen ağlardı anlamsızca eskiden, bizim bir tebessümümüze, belki öfkemize, belki başka anaların acılarına ya da sevinçlerine. Annem az bile ağlıyormuş, gözyaşının nasıl hazırda öylece akmayı beklediğini artık anladı benim gözlerim de. Sevmek nedir öğrenen kalbim o zaman tanıştı Allah sevgisiyle. Merhamet nedir o zaman anladı kalbim. Ben yavrumu seviyorum, çok seviyorum, âşığım ona. Allah bizi, benim yavrumu sevdiğimden de çok seviyor, çok nedir ki, sonsuz kere çok belki. Ne kadar çok seviliyoruz, işte o zaman anladım. Allah’ım Sana şükürler olsun! Çok sevdiğim Yüce Allah’ım! Fatma Beyza’nın annesi Aysun Köksal


Adı gibi Melek annem

Kendi annemi hiç tanımam, ben çok küçükken vefat etmiş. Sorumsuz bir babanın eline kalınca Melek annem (yani teyzem) beni yanına almış. Kendi çocuklarından hiç ayırmadan benimle ilgilenip, büyümeme, bu hayatta bir yerlere gelebilmeme, okuyup mutluluğumu kazanmamda bana yardımcı olmuştur. Hepsinden önemlisi ise benim gerçek bir anne sevgisiyle büyümeme vesile olmasıdır. Kendimi hiç yabancı hissetmedim, ben onun çocuğu idim o benim annemdi. Çok zor günler geçirdi, zor zamanları oldu; ama bunu asla bize yansıtmamaya çalıştı.

Lisedeyken bir sebepten doktorlar kötü hastalık teşhisi koyup hastaneye yatırdıklarında başucumda ‘Ciğerimin parçası sana bir şey olmasın.’ diye saatlerce dua etmesini hiç unutamam. Taburcu olana kadar yanımda kaldı. O şimdi hayatta değil, 2 yıl önce huzur içinde yeni mekânına gitti. Geride kendisini daima hatırlayacak, onun için dua edecek, tıpkı onun bizler için yaptığı gibi onu daima sevgiyle anacak çocuklar bırakarak. Huzur içinde ol Melek annem. Bil ki şu dünyada senin yaptıklarını bilen onları kendi çocukları ve diğer çocuklara tatbik edebilecek birileri daha var ve hep var olacaktır. Bir melekti o nur yüzlü sevgi dolu/Aşıladığı sevgiydi, öğrettiği doğruluğun yolu… Aysime Demir, Rize


Bize hem annelik, hem babalık yaptı

Ben dokuz kardeşin en küçüğüyüm. Babamı 4 yaşındayken kaybettik. O ölünce Bitlis’ten İstanbul’a taşındık. Annem bize hem annelik hem babalık yaptı. 5 abimin beşi de hâlâ birlikte çalışırlar. Annemin o kucaklayıcı, ‘Birlikten kuvvet doğar.’ sözleriyle çok şükür çok fakir bir halden çok iyi durumlara geldi. Ailem, abilerim de ablalarım da çok iyi dinî terbiye aldılar. Hepsi de vermekte, hayırda yarışıyorlar; ama kimse hayırda anneciğimi geçemez ailede. Eskiden evimiz küçüktü, aile kalabalıktı, aksamları sesten üniversite sınavı için çalışamazdım, geceleri kalkar sabahlara kadar çalışırdım, anneciğimde uyanırdı ve uykum gelmesin diye çaylar, meyveler hazırlardı gece yarısı. Başımda bekler, dualar ederdi sabahlara kadar. Onun dualarıyla ODTÜ’yü bitirdim, onun dualarıyla inşallah doktoramı da bitireceğim. 3 yıldır Amerika/Cleveland Clinic Araştırma Enstitüsü’nde doktora öğrencisi olarak çalışıyorum. Buralara gelmemde, dinimi öğrenmemde annemin hakkını ödeyemem. Esen Göksoy


Ömrümün gerçek gülü

Seninle çıkılan yokuşlar düzdür.
Sensiz ovada da yaşarım annem.
Çiçekler bir mevsim açarmış, belli.
Sen ise dört mevsim çiçeksin annem.
Abdulbaki Akkan


Adı anne, kendi melek

Hakkının ödenmeyeceğini biliyordum da, bunu tam anlamıyla 8 ay önce idrak ettim. Kendim de anne olunca anladım ki, annelik kolay değilmiş. Bir evlat sabırla, fedakârlıkla, şefkatle büyüyormuş. Biliyorum ki sen Allah (cc) ömür verdikçe benim hep yanımda olacaksın. Tıpkı Mahmut Enes’i dünyaya getirdiğim zamandaki gibi. Doğum yapacağım için memleketten kalkıp geldin ve tam 40 gün boyunca bana ve minik yavruma hizmet ettin. Sırf uzakları yakın kılıp bizleri her gün görebilmek için; 40 yaşından sonra babama bilgisayar aldırdın. Bütün bunları hep bizleri karşılıksız sevdiğin için yapıyorsun. Gülşen Kulak, Kastamonu


Beni benden iyi tanıyor

Ben de anne hakkını ödeyemeyenlerdenim. Annem beni benden iyi tanıyormuş. Bunu yaşayınca anladım. Doğru olduğuna inandığım bir karar aldım. O, “Yanlış, hata yapıyorsun!” dedi. Ben karşı çıktım. Yanlış olduğunu anladığım zaman artık dönüş imkânı yoktu. Ama annem hâlâ bana destek veriyor. Sevim, İstanbul


Annem canım benim

Anne demek kutsallık demektir. Her şey demektir. Doğunca ilk annemizin yüzünü görürüz. Attığımız her kalp atışını bile annemize borçluyuz. Yüce Allah (cc) bizi annemize ve babamıza hediye etti. Annemin kıymetini bilirim. Sizin de bildiğinizden eminim. Anneler kırılmaz. Lütfen ona olan saygınızı yitirmeyin. Hasan Sinan Talaş


Boğulmaktan kurtardı

3 yaşındaydım bir göl kenarına gezmeye gitmiştik. Göle düştüm. Canım annem gördü ve hiç düşünmeden kendini o gölün içine attı. Göl çok derindi ve annem yüzme bilmiyordu geride kalan bebeğimizi, ablamı, abimi hiçbir şeyi düşünmeden kendini beni kurtarmak için attı. Ve Allah öyle büyük ki yüzmesini bile bilmeyen ve çok derin olan o gölden beni kurtardı. Eğer o gün annem atlamasaydı ben şimdi yaşamıyordum. Hatice Atav, Paderborn, Almanya


Nasıl unuturum?

Ablamın memur olarak göreve başlamasından dolayı Kayseri’ye geldik. Hafta sonu dershaneye gidiyor diğer günler çalışıyordum. Bir sabah bizim servisle bir ambulans kazadan kıl payı kurtuldu. Arabalar çok süratliydi. Ani frenle ben ön cama fırladım, şoför beni kolumdan yakaladı. İşe gelir gelmez anacığımı aradım. “Bugün Rabbim korudu az kalsın ölüyordum.” dedim. Ondan ayrılalı üç ay olmuştu. “Kızım sana gelen kaza bana gelsin. Sizlerin acısını Rabbim bana göstermesin.” dedi. Bu konuşmamızdan bir hafta sonra anacığımı elim bir kaza sonucu kaybettik. Allah gani gani rahmet etsin. Mine/Kayseri


Çocuğum olunca anladım

Geçen ay bizim de çocuğumuz oldu. Geceleri ben de artık uykudan uyanıyorum. Bazı gecelerde 8-10 kez uykudan uyanmak zorunda kalıyorum. 7-8 saatlik bir uykuda 8-10 kez kalkınca gece uykusunun kıymetini anladım. Bir varlığa olan sevginin derecesi, o varlık için sevdiğin şeylerden yaptığın fedakarlık nispetindedir. İşte benim anam da bizim için gece uykularını feda etmiş. Usanmamış, yılmamış gecesini gündüzünü bize adamış. Biz ah dedikçe o ciğerpârem demiş. Ne kadar da büyüsek biz hâlâ onlar için çocuğuz. Yaşadığımız sürece O bizim anamız. Tahir/Alanya


Anneliğin karşılığını Allah verir

Artık ben de anneyim. Karşılıksız sevmeyi o minicik bebekte öğrenenim. Uykusuz gecelerin yorgun sabahların bir gülüşle yok olduğunu bilenim. Mutluluğuyla sevinci, hüznüyle keder, başarısıyla gururu yaşayanım. Ben anneyim. İlk kavgan, ilk mutsuzluğun, ilk aşkın, ilk sorularının cevabıyım. Ben anneyim. Bitimsiz sevgiyi annemden ve bebeğimden öğrendim. Son nefesimde ilk helalliğini isteyeceğim ve dönüp gözümü kırpmadan sütümü helal edeceğim onlardır. Nazan Turgut


Sabahı olmayan akşam gördün mü?

Babamız olmadan büyüttü bizi annem. Her gün yeni bir borçlu kapıya dayanacak korkusuyla yatardık. Her telefonda her zil çalışında kalbimiz çıkacakmış gibi olurdu. Ve bu karanlık günlerde annem teskin ederdi bizi. “Üzülmeyin, Allah büyük” derdi. Bizi, baktığı bir ineğin süt parasıyla okuttu, yedirdi, içirdi, giydirdi. Bir gün sattığı ekinin parasını almak için çarşıya gitmiş. Sabah sağdığı sütün parasını bize harçlık verdikten sonra kendine hiç para kalmamış, sadece bir gidişlik dolmuş parası varmış cebinde. Öğleden sonraya kalmış parasını alması. Sabahın çok erken saatlerinde geldiği için de kaldığı o saate kadar karnı acıkmış ve cebinde parası olmadığı için de bir şey yiyememiş. Yanında oturanlardan birisi lavaş ekmeği almış. Orada canı o ekmekten çekmiş. Ve parası ödenmediği için de akşama kadar aç kalmış. Parasını alır almaz kendisi dahi yemeden bize aldığı lavaş ekmeğini getirdi. Oysa canı çeken, aç olan oydu. Bir ekmeği dahi tek başına yemeyen annemin hakkını nasıl öderim? Bana ve kardeşlerime Rabbime dayanmanın, O’na bağlanan umutların geri çevrilmediğini öğreten annemin hakkını nasıl öderim? Hâlâ her sıkıldığımda söyler annem: Allah büyük kızım, sabahı olmayan akşam gördün mü? Deniz Sayar


Gülannem

Sevilmeyi hak eden
Gülmeyi asla unutmayan
Umudu dost
Dostluğu vazgeçilmeyen
Karşılık beklemeden seven
Sevilmeyi vazgeçilmez kılan
Gül yüzlü annem
Mutluluk hep seninle olsun.
Güler Aydoğdu


Sümeyyeler ölmez

Kutlu mesajın gönüllere sunulduğu ve bununla birlikte küfrün karanlık çehreli yüzlerin, aydınlık simalardan korkup, edilmedik eziyetler bırakılmadığı, çileli yılların sembolüdür Sümeyye annemiz. O inandığı dava uğrunda, şehit düşen ilk anne ve kıyamete kadar, Nur yolunda şehit düşen annelere, ötede hoş geldin diyecek ilk kişi olmaya namzettir. Fedakârlık kahramanı annenin gönül okyanusundan, 21. asrın annelerinin gönlüne fedakârlık damlası aktı. Bu damlanın aşkıyla vazgeçtiler anneler şahsi isteklerinden. Her şeyini En Sevgili’ye kavuşma yolunda feda eden, Muhammedî Güllerin (sas) şehbal açması için toprak olmayı şeref kabul eden o damlanın feyzine ayna olan günümüz anneleridir. Bu duygu frekansı sinelerde sabit olduğu sürece Sümeyyeler asla ölmeyecektir. Mustafa Doğan, Elazığ


Ölümü göze almak

Yıllar önce annem sol akciğerine yerleşmiş kötü huylu bir tümör yüzünden rahatsızlanmış. Bu kadar sıkıntı içindeyken bir de bana hamileymiş. Doktorlar uzun süren bir teşhis ve tedavi sonucunda annemin sağlığına kavuşması ve ilaç tedavisini sürdürebilmesi için hamileliğine son verilmesini kararlaştırarak çocuğun alınması gerektiğine dair rapor vermiş. Babam da ister istemez razı olmuş; ama annem karşı çıkarak, ‘’Ölürüm de bebeğimi doğururum.” diyerek her türlü zorluğa katlanmış ve doğumum çok rahat gerçekleşmiş. Ben doğduktan sonra annem ameliyat olmuş ve sol akciğeri alınmış. Ve bu ameliyattan sonra da başka bir doğuma tıbben müsaade edilmemiş. Ben annemin ısrarlı kararı neticesinde ve Cenabı Allah’ın takdiri üzere dünyaya geldim. Artık ben annemin hakkını nasıl ödeyebilirim? Ali Ertuğrul Öztarsu, Malatya


Annem'e

Hong Kong’daki ofisimde işlerin yoğunluğundan bunalmıştım. İşlerin bu kadar yoğun olması yetmiyormuş gibi hava da çok sıcaktı. O kadar sıcaktı ki bir ara kendimden geçmişim. Bir anda uzun uzun çalan bir telefon sesiyle irkildim. Ahizeyi kaldırdım. İçime bir kuşku düştü. Kara haber tez duyulur misali…

Sanki kötü bir haber alacaktım. Arayan bizim köylümüz olan Hasan Ağa’ydı. Sesindeki tereddüt ve korkudan daha da şüphelendim. Ne var ne yok, işler nasıl gidiyor” diyebildim sadece. Söylemek istemiyordu lafı dolandırıp duruyordu. En sonunda “Mehmet annen hastanedeymiş. Durumu hiç iyi değil. Ama annen” Mehmed’ im gelsin iyi olurum” diyor.

Ahize parmaklarımın arasından akıp gitti. Yıllardır bitiremediğim işlerimi bitirip hemen bir bilet aldım. Yolda giderken ”inşallah ben varmadan…” deyip yutkunuyordum. Anlamıştım durumun ağır olduğunu. Uçağın penceresinden bakarken annemle geçirdiğimiz anılar canlanıyordu gözümün önünde. Kalbim bir kor gibi yakıyordu durduğu yeri. Şehre gelince hemen annemin yattığı hastaneyi öğrendim. Rıdvan Ege Hastanesi 1.kat 101 numaralı oda normalde aklımda tutamazdım adresleri. Ama şimdi beynime kazınmıştı hiç silinmemek üzere… Tam kaldığın odayı buldum derken ilk kez yoğun bakım camlarından gördüm seni. Hala beyaz tülbendin başındaydı. Cihazlara bağlıydın. Gözlerin kapalıydı ama hala bekliyordu gözlerin. Anne keşke sana... Keşke sana… Hayırlı bir evlat olabilseydim.

Bekleme salonundayım. Beklemek acımı ve ümitsizliğimi arttırıyordu. Anne bekliyorum. Bekliyorum ne zaman yanına gireceğim diye. En son görüştüğümüz zaman ki gibi hatırlıyorum seni…

Okumayı çok seviyordum. Okuyup büyük adam olacaktım. Köyümüzde okul olmadığı için komşu köyün ilkokuluna gidecektim. Bizim için ayrılık çok erken başlamıştı. Okuldan geldiğimde “anne” derdim. Hemen arkana döner ve her şeyi unuturdun elinde her ne varsa atardın bana koşardın “Mehmed’im” diye… Sarılırdın ve okşardın. O zaman kendimi bir kuş gibi sanırdım. Kuş kaçmasın diye öyle çok sıkardın ki. Nefes almazdım. İlkokuldan sonra ortaokulu da komşu köyümüzde okudum. Ortaokulu da başarıyla bitirdim. Lise imtihanları kazandım. Şehre gidip oradaki liseye kayıt yaptırmam gerekiyordu.

Senin gönlün gitmeme hiç razı olmadı. Ama ben gittim istesen de istemesen de…

Liseyi başarıyla bitirip üniversite imtihanlarına girdim. İstanbul Teknik Üniversitesi’ni kazandığımda ne sevindin ne de üzüldün. Sadece hıçkırıklara boğuldun ve ağladın.”oğlum komşumuzun oğlu Ali gibi sende tarlalarımızı sürsen, buradaki işleri yapsan olmaz mı?” dedin.Bense senin okumaya değer vermediğini düşündüm. Annem ne cahil kadın. Köylü işte bilmiyor okumanın kıymetini. Bilmiyor…

Üniversite hayatı beni zorlamıştı. Ama okumazsam köye dönüp çift sürmek, koyun otlatmak zorundaydım. Bu işler zordu. Hem de çok zor…

Seni sık sık aramaya çalıştım anne. Bazen derslerden fırsat bulamadım aramaya. Sen benim sesimi her gün, her saat duymaya muhtaçken, ben “daha dün aradım” deyip aramadım.

İstanbul Teknik Üniversitesi’ni bitirince doktoraya başvurdum. Kabul edildim ve sonra İngiltere için yol gözüktü. Artık seni haftada üç kez hatta bazen bir kez aramaya başlamıştım. Seni her aradığımda “Mehmed’im ne zaman geleceksin? Burnumda tütüyorsun ” diyordun. Bense “çok yakında” deyip geçiştiriyordum.

Başarılarımın farkına varan iş adamları ve firmalardan teklifler alıyordum. Hong Kong’dan geri çeviremeyeceğim bir teklif geldi. Ben de hiç tereddüt etmeden kabul ettim. Benim üniversitemin ve doktoramın bittiğini öğrenmiştin ve döneceğimi sanmıştın. Ama öyle olmadı. Keşke sana layık bir evlat olsaydım…

Hasan Ağa bana seni anlattı. Ben de can kulağıyla dinledim. Dedi ki: “annen her gün erkenden kalkar beyaz tülbendini örter entarisini giyer pencerenin önünde senin dönmeni beklerdi sonra “Mehmed’im aslında iyi çocuktur. Allah herkese onun gibi bir evlat nasip etsin.” Derdi. Bunları duyunca kendime hâkim olamadım ve bebekler gibi hıçkıra hıçkıra ağladım. Beni her gün dört gözle bekleyen anam… Benim yüzümden iki gözü iki çeşme olan anam. Benimle yatıp benimle kalkan anam. Ana kıymetini nasıl bilemedim. Kıymetini bilemedim… Anam… Anam… Garip anam.

Hong Kong’daki ofisimde aldığım o telefon beni bitap düşürdü. Annemin yıllardır duyduğu özlemin hepsini ben o an hissetmiştim. Bu bana çok ağır gelmişti. Ezilmiştim. Ayaklarım tutmuyordu. Ne kadar ayağa kalkmaya çalıştıysam da dizlerimin üzerine yere kapaklanıyordum.

Anne… Hala yanına giremedim. Altı gündür bekliyorum. Dayanamıyorum artık. Anne keşke benim gibi hayırsız bir oğlun olmasaydı kıymetini bilemedim…

Ağlıyorum sonra ağlamak sana yakışmaz Mehmed’im deyişin geliyor aklıma sonra bir de bunun için ağlıyorum.

Anne aç artık gözlerini. Bak ben buradayım. Yıllardır hiç bitmeyen işleri olan oğlun. Bunca yıldır yanında olmayan hayırsız oğlun. Anne… anneee...

Annesinin gözleri kapanır hiç açılmamak üzere. Boynu yana düşer ve hala mütebessim olan yüzünden bir damla yaş süzülür yanaklarından aşağıya…
Havva Nur Özdemir - Samanyolu Cemal Şaşmaz Lisesi


Yazıların devamını okumak için tıklayınız...
Sayı: 231
Bölüm: Anneler Günü



Yazdır Arkadaşıma Gönder Geri Yukarı


Anneler Günü
Okurlarımız 'annelerini' anlatıyor [4]
Okurlarımız 'annelerini' anlatıyor [3]
Okurlarımız 'annelerini' anlatıyor [2]
Okurlarımız 'annelerini' anlatıyor
Onlara isyan eden Cennet’e giremez
Örnek anneler
ANNE
Anneliğin özü
Ana-babaya hürmetsizlik münafıklık alametidir
Ana-babaya iyilik nafile ibadetten üstündür
Onlara yardım etmek Allah yolunda olmaktır
Ana-babaya iyilik yapmak hac ve umre sevabı kazandırır
Ana-babasına iyilik eden evladından da iyilik görür
Anne-babalarımıza nasıl davranmalıyız?
Anne-babaya saygı peygamber ahlâkıdır
Kur’an onlara itaati emrediyor
Ebeveynler ihmal edilerek hizmet edilemez!
Hadislerle 'anne'
Büyük Velî Tayfur Hazretleri’nin annesine vefası
[YENİ KAMPANYAMIZ] “Annemin hakkını asla ödeyemem! Çünkü..”




Sayı 250
21 Eyll 2007


PDF formatında indirmek için tıklayınız

New Page 1
 

En Çok Okunanlar

En Çok Önerilenler
 


Dr. Can’ın vefatından bir gün önceki ses kaydını dinlemek için tıklayınız


Copyright© 1995-2006 Feza Gazetecilik A.S. / Fevzi Çakmak Mah. 34194 Yenibosna / İSTANBUL
Tel:+90 (212) 454 1 454 (pbx) Fax: +90 (212) 454 14 67 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.