|
ABDULLAH AYMAZ
İslamiyet’te temizlik esastır. Eğer fıkıh ve ilmihal kitaplarına bakarsak, hep temizlik bahisleriyle başlar hem de bu bahisler sayfalarca devam eder. İbadet edebilmek için hem kendimizin, hem elbisemizin hem de bulunduğumuz yerin temiz olması gerekir.
Gusülsüz ve abdestsiz iken namaz kılamayacağımız gibi, Kur’ân-ı Kerim’e de dokunamayız.
Çünkü, nuraniyet, yümün ve bereket temizliktedir. Ervâh-ı tayyibe dediğimiz güzel ve hoş ruhlar ve melekler, hep revâyih-i tayyibeye yani güzel ve hoş kokulara gelirler. Ervah-ı habîse denilen pis ve şerli ruhlar ve şeytanlar da pis kokulardan hoşlanırlar. Onların gıdası da pisliklerdir. Onun için tuvalete giderken bile “Allah’ım, kirden, pislikten, tepeden tırnağa pis olan ve pisliklerle hemhâl bulunan habîsat ve rahmetinden kovulmuş şeytandan Sana sığınırım.” diye dua ediyoruz.
Cenab-ı Hak israf etmediği için, nurdan, mübarek kelimelerden melekleri, ruhanîleri ve tayyibatı yarattığı gibi, kötü kokulardan, pisliklerden, kokar şeylerden, metan, bütan gazlarından, insanın içindeki gazdan habîsatı yaratmaktadır. Hem de onlar, onlardan gıdalanmaktadır. Onun için önce etrafımızı, evimizi, işyerimizi, tuvalet ve banyolarımızı tertemiz tutmamız, ayrıca iyi kokularla bezememiz gerekmektedir. Böylece etrafımızda ruhanîler ve tayyibat koşuşur durur.
Kur’ân-ı Kerim’e saygılı olmamız gerekmektedir. Onu okumaya başlamadan evvel üzerimize güzel kokular sürünmeliyiz. Eğer melekler Kur’ân kelimeleri ağızdan çıkarken onları emiyorlarsa, ağzımıza da hoş kokular sürmeliyiz.
Tayyibat hususunda Kur’an-ı Kerim’de “Habîsat (kötü kadınlar) habîslere (kötü erkeklere) kötü erkekler de kötü kadınlara; tayyibeler (temiz kadınlar) tayyiblere (temiz erkeklere), temiz erkekler de temiz kadınlara yakışır.” (Nur Sûresi, 26) “Size kısmet ettiğimiz helâl ve hoş rızklardan yiyesiniz diye kudret helvası ve bıldırcın indirdik.” (Bakara Sûresi, 57) “Ey iman edenler! Size kısmet ettiğimiz rızkların temiz ve helâlinden yiyiniz.” (Bakara Sûresi, 172) buyuruluyor. Onun için hayvanlardan yaratılışı iğrenç olanların, başka canlıları dişleri ve tırnakları ile saldırıp öldüren canavarların etleri haram olduğu gibi vücudu zehirleyen ve sağlığa zararlı olan şeylerin yenmesi de haramdır. Hamam ve benzeri yerlerin pis sularını sebze bahçelerine akıtmak mekruhtur. Pis sularla beslenip büyümüş sebzeleri yemek haram değilse de mekruhtur.
Hatta pislik ve kan gibi temiz olmayan şeyleri yemiş olan tavuk, koyun, sığır ve deve gibi hayvanların etleri, bu hayvanlar bir müddet hapsedilmeden ve temiz yiyeceklerle beslenilmeden kesildikleri takdirde etlerini yemek mekruhtur. Çünkü bu halde etleri fena kokudan kurtulmuş olmaz. Bunların hapsedilme müddeti, tavuklar için üç gün, koyunlar için dört gün, sığır ve develer için on gündür. Akar sulara, meyveli ve gölgeli ağaçların diplerine abdest bozmak da men edilmiştir.
En büyük temizlik de ruhumuzla ilgilidir. Onu, inkardan, şirkten ve günahlardan temizlememiz gerekmektedir. Bunun ilacı, sağlam ve tahkikî bir iman-ı yakîndir. Sonra da tövbe ve istiğfarla, pas-çözenle temizler gibi kendimizi arıtmamız lâzımdır. Hele hele kul haklarından mutlaka helâlleşerek kurtulmamız icap etmektedir.
|
| Sayı: |
167 |
| Bölüm: |
Güzel Davranışlar |
|