Dini bilgiler
Kur'an iklimi
Kavramlar
Güzel Davranışlar
Mübarek Günler
İbadet
Hadis ve Dua
Dua Ediyoruz
O Diyardan
İlmihal
Efendimiz (sas)
Evlilik
Çocuğum
Ailemi Seviyorum
Dr. Bilge
Sağlık
Eğitim
Kıssadan Hisse
Kadın ve Sağlık
Portreler
Beslenme
Editör
Hayatın İçinden
Bir Teklif
Kısa Kısa
Dekorasyon
Kitap
İnternet
Dr. Can
Hac
Kurban
Yarıyıl Tatili
Özel Dosyalar
Okur Mektubu
Arşiv

Kabe gönül seyahatinde bir konaktır
Namazla insan, Rabb’ine yakınlaşması adına kutlu bir seyahate çıkar. Bu seyahatte denilebilir ki Kâbe, insanların seyahat esnasında konakladıkları bir yer ve Allah’ın emrine itaati ifade eden, doğruyu gösteren bir ibre mahiyetindedir. Bunun zihinlerde çok iyi yer etmesi gerekir. Kâbe, bizim için asıl hedef değildir. Orası bizim için sadece bir konaktır. Biz, Allah (c.c.) emrettiği için oraya döneriz. Şayet O, bize başka bir yere dönmemizi emretse idi, oraya döner, namazlarımızı o şekilde eda ederdik.

Yine o mübarek binanın mübarekliği taşından, çakılından, çamurundan değildir; onun mübarekliği Allah’ın emri ile nebilerin inşasından ve Allah’ın aziz demesindendir. Kur’an bu mevzuda: “..Her kim Allah’ın hükümlerine saygı gösterirse, şüphesiz bu, kalblerin takvasındandır” (Hac, 22/32) buyurmaktadır. Evet, Allah (c.c) neyi büyük görün demişse onu büyük görmek Allah’a karşı saygının ifadesidir. Allah’ın büyük dedikleri şeyler küçük görülüyorsa, gönüllerde Allah’a karşı saygı yok demektir. Mü’min ise yalanın her türlüsünden uzak insanın adıdır. Hem bir göz hatırına çok gözler sevilir. Bir mü’min, Kâbe’yi Allah’ın binası olduğu, kendi mübarek ismine izafe edip “Beytullah - Allah’ın evi” dediği için tavaf eder ve ona saygı duyar.

KÂBE, BİR İŞARET TAŞIDIR

Avam tabiriyle ifade edecek olursak Kâbe, Cenab-ı Hakk’ın rızasına ulaşmak ve onu elde etmek için gez-göz-arpacık vazifesi görür. Orası gönül seyahatinde bir konaktır. Oraya varıldıktan sonra ancak Allah’a gidilir. Bu yüzden orası bizzat maksat yapılamaz. Yapılırsa orası put olur ki, oranın putlarla dolup taştığı anlar, aynı anlayışın kurbanı olmasından dolayıdır. Nitekim İnsanlığın İftihar Tablosu zuhur ettiği zaman Kâbe’nin içinde ve çevresinde senenin günleri sayısınca putlar vardı ki, bu sayı üç yüz altmışa ulaşıyordu. Her kabilenin kendine ait bir putu vardı. Onlar, bir şey üzerinde birleşebilmek için böyle bir yol seçmişlerdi; fakat putlara tapmada bile birleşememişlerdi.

Oysa Kâbe’nin yapılma emri ve planı semadan gelmiştir ve onu inşa ettiren Allah (c.c)’tır. Hz. Adem yokken de orası vardı. Bu yüzden Kâbe denilince sadece bizim gördüğümüz bina anlaşılmamalı. İnsanlar adeta şaşırmasın diye oraya bir işaret taşı konmuş.. asıl Kâbe, arzın merkezinden Sidretü’l-Münteha’ya kadar uzanan nurani bir direktir ki, gözü hakikate uyanmış insanlar onu görür ve müşahede ederler. Ama gözü kapalı insanlara bir nişan taşı lazımdı ki, ona teveccüh etsin, Allah’ın rızasını araştırsın, avam ifadesiyle gezi, arpacığı bulsun ve atınca hedefe isabet ettirsin.


Kalbini günahlardan uzak tut!

Bu yüzden Allah (c.c.), nebilerinin bereketli elleri ile orayı taş taş üstüne koydurup bir işaret yaptırmış ve “Onun etrafında dönün.. siz onun etrafında dönerken benim rızam etrafında dönmüş olacak, beni bulmuş olacaksınız ve ılgıt ılgıt meleklerin dolaştığı bir yerde beraber dolaşmış, ruhanilerin çağlayanlar gibi akıp gittiği yerde hep beraber katılıp siz de çağlamış olacaksınız.” demiştir.

Sadi, Gülistan’ında “Kâbe İbrahim’in bünyadıdır (binasıdır), kalb Allah bünyadıdır.” der. İbrahim Hakkı Hazretleri ise,

Dil beyt-i Hüda’dır, anı pak eyle sivadan
Kasrına nüzul eyleye Rahman gecelerde,

yani “Kalb Allah’ın evidir, sen o evi daima günahlardan temiz tut, temiz tut ki gönlümüzün sultanı, köşküne gecelerde uğrayıversin” demek suretiyle aynı şeyleri seslenir.

O halde nasıl -başta Efendimiz (sas) olmak üzere- peygamberler Kâbe’yi putlardan temizledi ve o kutlu binayı Cenab-ı Hakk’ın emirlerinin infaz mahalli haline getirdiler ise, bizlerin de kalblerimizi öyle temiz tutmamız ve Allah’tan gayrı kimseye yer vermememiz gerekmektedir. Çünkü orayı masivadan temizlediğimiz an, Cenab-ı Hak tenezzül buyurup oraya tecelli edecektir.
Sayı: 238
Bölüm: Kavramlar



Yazdır Arkadaşıma Gönder Geri Yukarı


Yazara ait diğer makaleler
Haftada bir sohbet iyi gelir!
Aslolan fıtratta verileni hikmete uygun kullanmak
Vefa umarken ondan... Sen vefalı ol!
Bir küp altın; iki güzel insan
Çocuklarınıza güzel isimler verin
İbadetsiz ruhî gelişim olmaz mı?
Peygamberimiz, miraca kulluğuyla çıkmıştır
Piknik sadece mangal üstü köfte mi? Piknikte gönlümüz de doymalı
Cennet’e giren en son kişi 'kim olacak?'
Yediğiniz içtiğiniz şeylere dikkat edin
3 Aylar ne demektir? Bize ne anlatır?
Namaz canlıların tesbihini hissedebilmektir
Kabe gönül seyahatinde bir konaktır
Sen yeter ki, Rabb’e teslim ol!
Cennet ucuz değil


Kavramlar
Gerçek keramet ahlakı güzelleştirmektir
Mukabele nedir?
Vefa umarken ondan... Sen vefalı ol!
Mü’minin ferasetinden niçin korkulur?
[TÖVBE VADİSİ] Şükrederiz Rabb’imize tövbe ederken bize iki damla gözyaşı verdiği için...
Adâlet mülkün temelidir
'Gayret' ne demek?
Yalnızlık tehlikeli midir?
Kabe gönül seyahatinde bir konaktır
Tevhid, Allah’ı (cc) Rab olarak kabul etmektir
Mezheplerimiz zenginliğimizdir
Fedakârlığı canlı tutan haslet: Îsar
Doğruluk sâdıkların işidir
İslam ne demektir? İslam kelimesi bize ne ifade eder?
Nerede o çok böbürlenen yeryüzünün melikleri?
“Hayır” kelimesi dilimize nasıl yansıyor?
Gıybetten uzak...
Buyurun birlikte düşünelim!..
Kulluk yolunun yolcuları
Ölüm de var! Hiç ölümü düşündünüz mü?




Sayı 250
21 Eyll 2007


PDF formatında indirmek için tıklayınız

New Page 1
 

En Çok Okunanlar

En Çok Önerilenler
 


Dr. Can’ın vefatından bir gün önceki ses kaydını dinlemek için tıklayınız


Copyright© 1995-2006 Feza Gazetecilik A.S. / Fevzi Çakmak Mah. 34194 Yenibosna / İSTANBUL
Tel:+90 (212) 454 1 454 (pbx) Fax: +90 (212) 454 14 67 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.