|
Rüzgarın sesini, ağaçların hışıltısını, gökyüzünün maviliğini, toprağın bereketini görebilmek büyük bir şans olsa gerek. Şehir insanı yeşile hasret yaşarken, köylerimiz yeşille, toprakla iç içe bir hayatın içinde hayat mücadelesi veriyor. Toprak insanı yorar ve yıpratır. Ama insanın direncini ve sabrını kale gibi de kuvvetlendirir. Aylarca uğraşıp mahsulün olgunlaşmasını beklemek, ondan da geçim parasını çıkartmaya çalışmak uzun bir süreç değil midir?
Köy hayatı aynı zamanda ferdiyeti de öne çıkarır. Çoğu zaman yalnız çalışıp, yalnız kazanmak zorundasınızdır. İşiniz kendi işinizdir ve sizin el emeğinize bakar. Giderek zorlaşan ekonomik şartlar karşısında tarım ve hayvancılık da darbe alınca ve bu sektör ufak çiftçinin boyunu aşınca köylerimizde kaçınılmaz bir değişimin süreci başladı. Gençlerini şehre gönderen köylerimizin birçoğunda yaş ortalaması artık neredeyse 50'nin üzerinde. Gençler için köy yaşanmaz bir hal aldı. Şehir hayatının çekiciliği karşısında köylerimizin kan kaybı nasıl durur bilinmez.
Köylerimizin maddi anlamda yıpranmasının yanında manevi değerlerde de düşüş kaçınılmaz oldu. Çoğu zaman lider pozisyonunda, insanları etrafına toplayan ve onlara hayır işlerini anlatan insanların yoksunluğu, bilgi birikiminin yetersizliği, sosyal tecrübe eksikliği dikkat çekiyor. Halbuki ufak gayretlerin, minik adımların bile ne büyük meyveler verdiğini görebiliyoruz. Yeter ki, insan azmetmeye görsün. Yeter ki ne istediğini bilsin.
Şehirlerde birçok hanım ya da bey haftalık programlar düzenleyerek bir nebze olsun kendilerini yenilemeye çalışıyor. İşin bir yanından tutarak, okuyarak, dinleyerek bir şeyler yapmaya çalışıyor. "Köylerimizde neden hayatın dar kalıpları içine sıkışıyoruz?" sorusunu çokça soran olduğunu biliyoruz. İşte bu düşüncelerin arasında güzel bir vilayetimizin şirin bir köyünden çok nazik bir mektup aldık. Mektup bizi o kadar mutlu etti ki; o köye AİLEM olarak gittik, görüştük… Bir insanın nasıl bin insana dönüştüğünün canlı şahidi olduk. Genç bir hanımın köy kadınlarına neşe ve hayat vermesini gördük. Dergi olarak geçen sayılarda yaptığımız "Ağaç dikin" çağrımızın köyde nasıl bir yankı bulduğunu izledik. Köy hanımları binden fazla ağaç dikerek bu çağrıya kulak vermişler.
Bu kapağımız köylerimiz de bir insanın nasıl bin insana dönüştüğünü gösterecek. Köylerimiz neden capcanlı bir yuvaya dönüşmesin, neden bir çekim noktası haline gelmesin ki! Hayırlı haftalar…
|