|
- Ben, çevremdekilere göre “hoca” sayılıyorum. Beni çok dindar görüyorlar. Bir baş örtmekle, namaz kılmakla hoca yaptılar. Halbuki birçok şeyi bilmiyorum. Çok eksiğim var. Yaptığım en ufak bir yanlış bana çok pahalıya patlıyor. Normal yaşamım bu bakışlar nedeniyle mutsuz bir hal aldı.
“Hoca hanım senden de bunu beklemezdik!” diyerek dalga geçiyorlar. Halbuki ben ne hocayım, ne de hocalık bilirim. Bilmediğim şeyleri öğrenmek için bile soramaz oldum. Korkuyorum, işiteceğim laflardan. Başörtün varsa dindarsın diyorlar; keşke olabilsem…
***
Hapishaneye gönderilen grubun içinde siyah sakallı birisi vardı. Bu grubu ziyarete gelen yan koğuştakiler, siyah sakallı adama baktılar ve “Hoca yarın bizim koğuşa gel de merak ettiğimiz sorular var!” dediler. Tok bir sesle “olur” demişti amma kendisinin dinî konularda bir bildiği yoktu ve telaş sarmıştı hemen. Buna benzer bir olay da hastanede yaşanmıştı. Arkadaşı önemli bir zatı ziyarete beraber gidelim demişti. Odanın kapısı açıldığında yatakta sakalsız ve bıyıksız bir adamın yattığını gördü ve içinden “Ne kadar muhterem bir zat ki (!); ne sakalı ne de bıyığı var. Böyle mi olur?” diye geçirdi. Yatağın yanına yaklaşmıştı ki; yaşlı zat zorla doğruldu yatağından ve ona dönerek, “Maharet sakal ve bıyıkta değildir, kalbine bak sen!” demişti.
***
Şekilcilik, herkesi bir kalıba koyma, bizleri en çok hataya düşüren unsurlardan biri. Her ne kadar insanın fikri neyse zikri de odur, içi nasılsa dışına da o yansır; amma velakin bu kat’i bir sonuca varmak için yanlış bir kriterdir. Olmadık sorumlulukları yüklemek de insanların ezilmesine ve daha fazla hata yapmasına neden olur. Her şeyi ne eksik ne de fazlasıyla değerlendirmeli…
***
- Evden çıkmak istemiyorum. Başım hep önde. Her an bir günaha düşecek ve boğulacakmışım gibi geliyor. Ama gelin görün ki; dışarıda ürkek ve korkak, bazılarına göre ahlak abidesi ben; iç alemimde bundan fersah fersah uzağım. Sırf beni ahlaklı biri gördükleri için öyle davrandığım oluyor. Kurduğum hayaller beni korkutuyor. Kendimi ikiyüzlü ya da ahlak bozuntusu hissediyorum. Bazen “İyi, temiz, ahlaklı ve inanan” sıfatlarını çıkarıp hak etmediğim bu payeleri verip uzaklara gitmek istiyorum.
***
Günahlar insanların çıkmaz sokaklarıdır. Tevbe o sokağa giren arabayı geri vitese alabilmektir. Ama arabayı geri vitese almak yeterli değildir. Gaza basmak ve direksiyon hakimiyetini kaybetmemek gerekir. Günaha tekrar girmemedeki sabır; direksiyon, direksiyon hakimiyeti ise gaz pedalı olmalıdır.
***
Tahrik, gençleri bugün en çok bunalıma sürükleyen şeylerin başında geliyor. Gençler adeta arkalarından denize itekleniyor. İçine düştükleri günah bunalımlarını kimseye anlatamıyor ve paylaşamıyorlar. Bu durum günahın affı konusunda belki de iyi bir durum. Ama çıkış yolu bulunamadığında insanın içini yiyip bitirecek kadar da tehlikeli. “Yapmayacağım” tövbelerinin defalarca bozulması bir iradesizlik sorununu ve kendine güven bunalımını doğuruyor. Bu anlamda birçok gencin kendine güven sorununun gerçek yüzünü belki de hiç kimse anlayamayacak.
|